6 Aralık 2017 Çarşamba

KANSER OLDUĞU HASTAYA SÖYLENMELİ Mİ?

Çağımızın hastalığı malumunuz KANSER!
Ailesinde bir kanser hikayesi olmayan kalmadı maalesef. Ne zaman hastalıktan konu açılsa herkes bir yakınının başına gelen kanser teşhisi ve tedavi sürecinden bahsediyor. Her hikaye kendine münhasır. Tüm bu muhabbetlerden önemli notları sizinle paylaşmak istiyorum.

Vücudumuzu iyi tanıyıp, ters giden bir şey olduğunu hissettiğimizde hemen doktora gitmeliyiz. Tüm tetkiklerin yapılması da yeterli değil o tetkikleri iyi okuyan bir doktora denk gelmek en önemli mevzu. Doktorun doğru teşhisi sonrası tedavi sürecini yönetmek, morali yüksek tutmak çok mühim. 

KANSER OLDUĞUNU SÖYLEMEDİK

Kanser teşhisini doktorun önce hasta yakınına söylemesi taraftarıyım ben.  Hastayı en iyi tanıyan kişi olarak hastalığını, onu en az etkilenecek şekilde söyleyebileceğini  düşünüyorum.

"O baş harfi K olan kötü hastalıktan değilim değil mi Doktor?" diyen birine nasıl "Sen Karaciğer Kanseri Oldun" denilebilir ki?

Kemoterapi uygulanmasının zorunlu olduğu hastalarda mecburen hastaya söylenmesi gerekiyor tabi ki. Onun dışında biz belki de o konuda şanslıydık. Sadece iki ayda bir kemo embolizasyon yapılıyordu tümörlere. "Karaciğere işlem yapılıyor, yaralar var onları tedavi edecek ilaçlar veriliyor" diye açıklıyordu doktor. O nedenle her zaman morali yüksekti, tedavi oluyorum, iyi olacağım umudu vardı içinde. O nedenle de 5.5 yıl hayat standardını hiç düşürmeden yaşadı. 

Benim hikayemde, babama  hastalığını tam olarak adlandırmamamızın onun hayatını kolaylaştırdığını söyleyebilirim. Bilseydi ne olurdu "çökerdi". Daha gergin, moralsiz, mutsuz olurdu. Çok güçlü olup hastalığını kabul eden onunla savaşan hastalara şifa diliyorum. Güçlü savaşçılar onlar benim gözümde. Ama 75 yaşındaki bir insan var önümüzde ve Kanserin K' sını duysa o anda kalpten gidecek gibi davranıyor. Ne yapardınız?

Biz sakladık. Bence babam çok farkındaydı her şeyin. Ancak duyduklarına inanmayı tercih etti. Geriye baktığımda "iyi ki de söylememişiz" diyorum. Mekanı cennet olsun. Nur içinde yatsın. 

KANSER OLDUĞU HASTAYA SÖYLENMELİ Mİ? SÖYLENMEMELİ Mİ?

Bu soruyu Onkologlar Bilimsel Kongrelerde tartışıyorlar ve karşıt görüşler birbiriyle yarışıyormuş. Bizim danıştığımız onkolog "söylemeyin, madem düzenli kemoterapi almayacak" dedi. Bizler zaten söyleme taraftarı değildik. Babamın çok hassas haletiruhiyesi vardı. 

"Şu kadar ömrünüz kaldı" denmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. Bu bilgiyi taşımak gerçekten çok ama çok zor bir durum. Ben hasta yakını olarak 2 ay ömrü kaldığını öğrendiğimde o ağırlıkla her günüm çok stresli ve gergin geçti. Bunun yanında babama da hiç belli etmemeye çalıştık bu durumu. Hastanın "öleceği zamanı bilmesi" gerçekten de psikolojik olarak uygun bir durum değil. Öleceğimizi bilmek normal bir durum  olsaydı Yaradan bu bilgiyi doğduğumuzda bize verirdi. Değil mi ama?

Hastalığını bilen ve kemoterapilere güçlü bir şekilde göğüs geren ve moralini hep yüksek tutanları takdir ediyorum. Genelde onlar hastalıklarını daha kolay atlatıyorlar. Allah yardımcısı olsun şifa versin.

12 yorum:

  1. Geçen gün bunu düşünüyordum. Bana söylemlerini ister miydim diye. İstemediğime karar verdim sonra. Bildiğimde kazanacağım tek şey hayatımın biteceğini düşünerek vedalaşmak ve belki işlerimi yoluna koymak falan. Zaten sevdiklerime bol bol sevdiğimi söylerim, hiçkimseyle bozuşamam, kırmamaya çalışırım. Öyle yarım kalmış bir hissim yok. Dolayısıyla pozitif olmaya daha çok ihtiyacım var.

    Babacığın huzur içinde yatsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin Handancığım çok teşekkürler. Keşke dememek çok önemli gerçekten de. Sen bunu yapabilen şanslı insanlardansın. Ne mutlu sana. keşke değil de, İyi ki diyebileceğimiz bir hayat yaşayalım inşallah

      Sil
  2. Tüm hastalara şifalar diliyorum..

    YanıtlaSil
  3. Ben bana söylenmesini isterdim herhalde... Ne biliyim gider ayak birşeyleri hale yola sokmak, en çok da oğlumu hazırlamak için ama... Çok güçlü durabileceğimi sanmıyorum gerçi şu anda yazarken düşüncesi bile gerdi, sulu sulu oldum ama oğlum için bilmem lazım galiba...

    Neyse içimizi karartmayalım... Tüm hastalarımıza Allahım şifa versin inşallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok zor gerçekten de Şebocuğum,
      Allah yardım etsin tüm hastalara ve hasta yakınlarına

      Sil
  4. Ben öğrenince yerlebir olurum kesin. Ağlamaktan daha önce ölürdüm kesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok zor bir durum hasta olduğunu bilmek neyse de ümitsiz olduğunun söylenmesi çok kötü bence
      onun saklanması lazım bence

      Sil
  5. Öncelikle rahmetli babanın nurlar içinde yatmasını dilerim Fatma. Yazını, babasını akciğer kanserinden dolayı 15'inde toprağa vermiş biri olarak çok zor okudum. Babam yurt dışı maaşının devam etmesi için altı ayda bir hastaneden rapor alıp gönderiyordu. Bütün o düzenli kontrollere rağmen kanser olduğu fark edilmemişti. Fark edildiğinde ise artık çok geçti. Bir süre İzmir Tepecik Hastanesinde yattı ama şartlar o kadar kötüydü ki orada kalmak istemedi babam. Amcamın isteğiyle tedavi için emekli olduğu ülkeye gitti göz yaşları içinde ve "İyileşir dönersem o doktoru mahkemeye vereceğim" demişti babacığım. 7 aylık tedaviye cevap vermeyince Türkiye'ye dönsün, ailesini görsün denilerek üç gün daha yaşamasını sağlayacak son bir müdahaleyle doğduğu topraklara gönderildi. Babacığım,kanser olduğunu kendi başına öğrenmişti, kim bilir neler yaşadı nasıl yıkıldı. Bunu annemle nasıl paylaştı. Bizim babamızın kanser olduğunu kimden nasıl öğrendiğimizi hatırlamıyorum ama babam yurt dışında tedavi gördüğü süreçte biz de kansere çare aramaya, tedavi yöntemleri araştırmaya çalışıyorduk. İstanbul'da çok iyi doktorlara ulaşmıştık ancak 7 ayda tükenip biten babam yaşayan bir ölü olarak geri dönmüş, gerçekten de dedikleri gibi tam üç yaşayarak doğduğu topraklarda son nefesini vermişti. Tam da lise 1. sınıfta, ergenlik çağındaydım ve korkunç bir travmaydı. Ölüm hep başkalarına uğrar zannederken en yakınımdan birini alıp gitmişti, kanser gerçeğiyle ilk kez yüzleşmiştik. Yıllar sonra o çirkin hastalık ailemizi bir kere daha yokladı ama neyse ki atlatıldı. Şimdi arkama dönüp bakıyorum da babamın ölümünün üzerinden 21 yıl geçmiş, inanılır gibi. Dün gibiydi ve inanılmaz uzun, yorucu ve yıkıcı bir süreçti. Babamı kaybettiğimiz ilk günler ev yas tutanların sesiyle yankılanırken pencereden dışarı bakıp "Allah'ın biz de sokakta yürüyen insanlar gibi normal hayatımıza dönebilecek miyiz?" dediğimi çok iyi hatırlarım. Çok şükür annem, genç yaşta kocasını yitirmiş olmanın acısına rağmen dört yetim evladını kimseye muhtaç etmeden büyüttü, okuttu, askere gönderdi, evlendirdi. Babanın ölümü küçük, anneninki büyük kıyamettir derler. Küçük kıyameti atlatmak zordu, Allah büyük kıyametten korusun. Annelerimiz babalarımız çok kıymetli, Rabbim hayatta olanlara sağlık sıhhat huzur versin. Kanser başta olmak üzere bütün kötü hastalıklar evlerimizden ırak olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mekanı cennet olsun nur içinde yatsın babalarımız. Sahiden de küçük kıyamet. Hele de sen çok gençmişsin bu kaybı yaşadığında.Gerçekten de Allah annelerimize sağlıklı uzun bir ömür versin. Haklısın sıradan basit rutin hayatlarımızın kıymetini bilmeliyiz. Hastalık olunca her şey çok boş geliyor insana. Çok teşekkürler kıymetli yorumun için.

      Sil
  6. Çok zor bir durum.
    Kişinin yapisina göre değisir bence ama annem ya da babam olsaydi ben söylemezdim sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zor iş Allah kimsenin başına vermesin

      Sil

Sizlerin düşüncelerini öğrenmek harika,
Yorumlarınız benim için çok değerli
Teşekkür ediyorum yazdığınız için :)